22’de Öğrendiğim 22 Şey

22‘yi geride bırakıyorum bugün. 23 oluyorum. Aslında birkaç haftadır yaşımı sorduklarında 23 diyorum. Gerçekten benimseyeceğim bir yaş olacağı şimdiden belli. 22 çok değiştiğim, çok geliştiğim, büyüdüğüm ve kendimi tanıdığım güzel bir yıl oldu. Kendimi daha iyi olmaya motive ettim, hatalarımın farkına vardım ve kendimi geliştirmeye çalıştım. Bu süreçte öğrendiklerimden oluşan bir liste hazırladım. Hepsi bu sene içinde bir anda öğrendiğim şeyler değil belki ama hepsi gerçekten bu yaşımda gerçekten kavradığım şeyler. Maddeleri belli bir sıraya göre yazmadım. Bazıları çok olumsuz gibi görünebilir, olumsuz üzücü gibi görünenleri peş peşe yazarak kötü bir atmosfer oluşturmamaya çalıştım. Yazının herhangi bir yerinde içinizi burkan, sizi üzen bir şey olursa diye şimdiden özür diliyorum.

+1 İleride bir gün dönüp bakacaksın ve bunların hiçbir önemi olmayacak.

Hatta 100 sene sonra hepimiz ölmüş olacağız ve bunların hiçbir önemi olmayacak. Geçen gün twitterda Nini bir şey yazdı, çok hoşuma gitti; “acısından öleceğimi sandığım ne varsa, yarasının izi bile kalmadı.” Son zamanlarda okuduğum en güzel en doğru cümleydi bu. Acısından öleceğimi sandığım ne varsa hepsi geçti, birçoğunu hatırlamıyorum bile. O yüzden bir şeye üzüldüğüm zaman kendime bunu hatırlatıyorum, hissettiğim duyguları çok çok çok hafifletiyor. Zaman her şeyin ilacı.

+2 Kendimi sevmeyi öğrendim. Tüm kusurlarımla kendimi kabul ettim ve sevdim.

Yıllarca kendimi hırpalamışım, değiştiremeyeceğim özelliklerim için üzülmüşüm. Bunların hepsini bir kenara bıraktım ve kendimi sevdim. Kendini sevmenin verdiği hafiflik bambaşka. Kendimi sevdim ve kendimi sevdiğim için geliştirmek istedim. Yeni bir dil öğrenmeye başladım, şekeri azalttım, düzenli spor yaptım. Çoğunluğun aksine kendimi sevmediğim için değiştirmeye çalıştığımdan gitmedim spora, kendimi sevdiğim için daha iyi olmamı daha güçlü olmamı istediğimden gittim spora.

+3 Hata analizi yapmayı, kendimi eleştirmeyi ve geliştirmeyi öğrendim.

Bu senemin en büyük artısı bu oldu. Geçmişe dair o kadar fikirsizim ki bunu daha önce yapıyor muydum hatırlamıyorum. Ama bu sene kendi bedenimden çıkıp bulunduğum ortamda kendimi gözlemlemeyi ve hatalarımı irdelemeyi öğrendim. Kendimi geliştirmeye çalıştım. Hala da yapıyorum.

+4 Affetmeyi öğrendim.

Hiçbir zaman affedemeyeceğimi düşündüğüm insanları bile affettim. Bir kişiye sinir olduğunuz zaman, nefret ettiğiniz zaman bu o kadar yorucu ve insana ağır gelen bir şey ki gerçekten tarifi yok. Birine hala kırgınım belki, neden böyle yaptı diye düşünüyorum ama eskiden hissettiğim gibi düşmanca bir nefret ve öfke beslemiyorum. Tanıdığım hiç kimseden nefret etmiyorum, kimseye yaptıkları şeylerden dolayı öfkeli değilim. Bana kötülük edenlere de yaptıklarının kendi ayıpları olduğunu düşünüp düşüncelerimi bir kenarda bırakıyorum. Artık konuşmadığım, ama bir zamanlar en yakınım dediğim insan. Ben de hatalıydım, sen de. Sana çok kırıldım ve beni üzdüğün için seni hayatımdan çıkardım. Uzunca bir süre sana kızgındım ama seni de affettim. Sen de beni affettin, biliyorum. Ben her şeye rağmen seni hala çok seviyorum. Arada bir aklıma geliyorsun ve seninle hala arkadaş olsaydık hayatımda neler farklı olurdu diye düşünüyorum. Belki her şey çok daha güzel olurdu, ama artık hiçbir şeyin önemi yok.

+5 Zayıf noktalarımı kendime saklamayı öğrendim.

Sanırım insanlar en çok zayıf ve aciz hissetiklerinde yoldaş arıyor. Birine içimizi döktüğümüz de ‘ben de öyle hissediyorum’ derse kendimizi daha iyi hissediyoruz. Halbuki daha iyi değiliz. Hala aynıyız. Ve bu konuda bir şey yapmıyoruz. Sadece insanların bize destek çıkmasını bekliyoruz. İnsanlara zayıf noktalarımı söylediğimde, ne bekledim bilmiyorum. Tek bildiğim bunları paylaştığım insanların, bu bilgiyi bana karşı kullanıp kasıtlı olarak beni üzmeye çalıştıkları.

+6 Senin için bir şeyler yapabilecek ve yapacak olan tek kişi sensin.

Bu aslında burada yazdığım birçok madde ile bağdaşıyor. Ben bunu fark anladığım an gerçekten büyüdüğümü hissettim. Kendimiz için bir şeyler yapabilecek tek kişi yine kendimiziz. Başkalarından medet ummanın manası yok.

+7 Hayatımdakilerin kıymetini bilmeyi öğrendim.

İnsanların yapmadığı şeyleri görmeyi bıraktım ve yaptıklarını görmeye başladım. Ailemi, tüm kuzenlerimi, akrabalarımı sevdim. Arkadaşlarımı sevdim. Herkesin kıymetini bilmeyi öğrendim.

+8 Para biriktirmeyi ve parayla pragmatist & minimalist olmayı öğrendim.

Gerçekten ihtiyaç duymadığım şeyleri almadım. Hedefe yönelik para biriktirdim. O hedefi şimdilik ertelesem de biriktirdiğim parayla mis gibi tatil yaptım, yaz tatilimde bir buçuk ay Almanya’da kaldım. (Aslında hala Almanya’dayım ama bu gece dönüyorum!)

+9 Maymun iştahlı olmadan hedefler koymayı öğrendim.

Önceden kendimi bir şeylere kaptırır, saçma salak hayaller kurardım. Mantıklı bir şekilde tüm hayallerimi ve hedeflerimi hem maddi açıdan hem de zaman açısından düşünerek planladım. Gelecek 5 yılım planlı. Yapacağımdan da adım gibi eminim.

+10 Yakınıp durmanın beni bir yere götürmeyeceğini öğrendim.

Özellikle de değiştiremeyeceğim konularda. Bu senemin en büyük artılarından biri de bu oldu. Sürekli bir şeylerden şikayet edip durmak bize bir şey kazandırmıyor, aksine vaktimizden yiyor. Güzel zamanlarımızı harcamamıza sebep oluyor. Üstelik çevremizdekileri sıkıp uzaklaştırmamıza sebep oluyor. Bir şeylerden yakınıp durmayı bıraktım. Bir şey gerçekten içimde kalmışsa bile biraz üzülüp kendi içimde ağlanıp sızlanıp sonra unutuyorum. En azından çevremi rahatsız etmeden kısa sürede kendi içimde işlemlerden geçirip atıp gidiyorum.

+11 Kendimden ne istediğimin farkına vardım. Artık gelecekten ne istediğimi biliyorum.

Gelecek 5 senenin planını yaptım derken bunu kastettim aslında. Önce yapmak istediğim her şeyi ölçüp biçtim, hangilerini gerçekten yapmak istediğimi düşündüm. Nelerin yapmaya değer olduğuna ve neleri yapabileceğime karar verdikten sonra düzenimi kurdum, planımı yaptım.

+12 Kendimi başkalarıyla karşılaştırmamayı öğrendim.

Ve burada kendime bir ‘Heeeyt aslanım beeee!’ çekiyorum, çünkü gerçekten HAK ETTİM! Bu madde için #2 Kendimi sevmeyi öğrendim ‘e ek diyebiliriz. Kendim için yaptığım en güzel şeylerden biriydi. İnstagramda, çevremde ya da herhangi bir yerde gördüğüm insanlarla kendimi karşılaştırmayı bıraktım. Sadece kendimi geliştirmeye itecek kadar yani motive edecek kadar yapıyorum bunu. Bu yüzden yaptığım şeyin karşılaştırmaktan çok kendimi motive etmek olduğunu düşünüyorum.

+13 Zamanı değerlendirmeyi öğrendim.

Bir ara öyle bir durumdaydım ki gün nasıl geçiyor anlamıyordum. Sürekli günler çok çabuk geçiyor deyip duruyordum. Meğer o vakitler instagramda millet nereye gitmiş diye bakarken, telefondaki oyunlarda rekor kırmaya çalışırken ve yatakta yatıp yuvarlanırken geçiyormuş. ’15 dakka bi’ iistegram takıleyim’ deyip iki buçuk saat boyunca oturup elimde telefonda sosyal ağdan sosyal ağa atladığımı fark ettiğimde anladım bunu. Telefonumda sadece kısa süreli, canım sıkıldığında oynayacak minik oyunları (o oyundan burada bahsettim) tutuyorum artık. Sosyal ağları da işimi halledip kapatıyorum. Her anımı değerlendirmeye çalışıyorum. Gerçekten yapmak istediğim, ihtiyaç duyduğum şeylerle geçiriyorum vaktimi. Yatakta boş boş yatıyor gibi görünsem bile bilin ki o an yapmam gereken bir şeyi yapıyorumdur. Daha önce bir Zamanı Değerlendirmek ve Telefon Detoksu yazısı yazmıştım. İsteyenler onu okuyabilir.

+14 Zaman çok çabuk geçiyor!

Şimdi siz diyeceksiniz ki kızım sen ne diyorsun? Geçen gün oturup düşünürken bir anda dank etti. Ben bir senedir İzmir’de yaşıyorum, Ege’de okuyorum. Ege’de İzmir’de koca iki dönem geçirdim. Ve gerçekten bunun bilincinde değilim. Geçtiğimiz seneye geri dönüp bakıyorum, kendime şaşırıyorum. Zaman o kadar çabuk geçiyor ki ben ne olduğunu anlamadan dönem bitiveriyor.

+15 Herkese iyi davran. Etrafa iyilik saç, güzel enerji ver. \\ #goodvibes

Çünkü karşındakinin ne yaşadığını neler geçirdiğini bilemezsin. Ben kendim kötü hissettiğim dönemde, çevremdekilerden hep ters tepki aldım. Bence bizim insanımız en büyük yoksunluğu empati yeteneği. Bu yüzden biri bana öyle davrandığında belki kötü günler geçiriyordur, belki morali bozuktur vs şeklinde empati kurmaya çalışıp olumlu düşünüyorum.

+16 Bir başkası için mutlu olmayı öğrendim.

Bence bu çok güzel bir şey; kıskançlık duymadan bir başkası için mutlu olmak.

Ben bunu bu sene öğrendim ve ilk hissettiğim anda içim mutlulukla doldu. Hiç tanışmadığım, görüşmediğim ama iki senedir takip ettiğim bir blogger arkadaşım var, kendisi bir süredir de mektup arkadaşım. Birkaç ay önce kendisinin Microsoft’ta işe başladığını öğrendim, facebookta paylaşmıştı. Nasıl mutlu oldum anlatamam, çok yakın olduğum bir arkadaşım değil belki ama onun adına çok mutlu oldum ve arkadaşımla gurur duydum. Hatta geçen hafta da IBM’den teklif almış beyimiz, tebrikler Burak; başarılarının devamını biliyorum!

+17 Seyahat et ve başka şehirlerde başka şehirlerde insanların nasıl yaşadığını neler yaptığını gör.

Önceden de hep gezmek isterdim ama bu sene gezip görme anlayışım değişti. Bir şehre gidip görülmesi gereken yerlerini görmek beni tatmin etmiyor. Ee gördüm de noldu şimdi oluyorum. Mesela bir anıtı gezip görmekle fotoğrafını görmek ya da youtube’dan videosunu izlemek arasında benim için çok bir fark yok. Benim asıl merak ettiğim o insanların kültürleri, günlük hayatları, ilişileri (arkabalık ilişkilerinden tutun komşuluk ilişkilerine kadar), düzenleri, yemek alışkanlıkları vs vs.

+18 Planlarımı ve hayallerimi kendime saklamam gerektiğini öğrendim.

Herkes kabul etsin, çevremdeki insanların çoğu destekleyici insanlar değiller. Hatta Türklerin çoğu bu şekilde diyebilirim. Nedense herkes sürekli bir eleştirme havasında. Öyle yapıp ne yapacaksın, aman …. yapacaksın da ne olacak gibi sözler çok duyuyorum. Bu yüzden planlarımı kendime saklamaya karar verdim.

+19 Başkalarının düşüncelerini fazla önemsememeyi öğrendim.

Bu hepimizin bildiği bir şey. Teorikte ne kadar kolay gibi dursa da pratikte hiç de kolay değil. Eğer biri başkalarının dediği hiçbir şeyi önemsemiyorum diyorsa yalan söylüyordur. %100 umursamazlık mümkün değil. Sosyopatsanız, belki. Bence burada önemli olan hiç umursamamak değil, fazla umursamamak. Çünkü çevredekilerin söylediklerini bir nevi feedback yani geri bildirim olarak hatta eleştiri olarak almak gerek. İnsan kendini bir yere kadar analiz edebiliyor. Kendimizde fark edemediğimiz ama çevremizdekilerin görebildiği özelliklerde çevredekilerin yorumlarına ihtiyacımız var. Bu yüzden insanların söylediklerine sadece kendimi devamlı geliştirmemi sağlayacak kadar önemsiyorum.

+20 Yemek yapmak aslında oldukça basit ve hatta eğlenceli.

Ben aslında yemek yapmayı bilmiyordum. Daha önce bir sene evde kalmıştım ama genelde yemeği ev arkadaşım yapardı. Kendim yapacağımda da basite kaçar dondurulmuş yiyeceklerden falan alıp fırında ısıtıp yerdim. Bu sene kaldığım yurtta odada mutfağım vardı. İş başa düşünce öğreniliyormuş. Her gün yemeğimi kendim pişirip yedim. Gerektiğinde anneme sordum, gerektiğinde internetten baktım. Kendim türettim, yaptım bir şekilde ve afiyetle yedim. (Birkaç kez ocakta unutup yaktım da) İnsan bir süre sonra neyi nasıl sevdiğini anlıyor ve ona göre pişiriyor!

+21 Süper bir okulda süper bir bölümde okuyup süper bir diplomaya sahip olmak her şey değil.

Birçoğumuz bunun bilincinde değil maalesef. Sırf iyi okul diploması almak için alakasız bölümler seçip okuyanlar var. Hatta ben sırf iyi bir üniversite hayatı yaşamak için istemediği bölümleri seçip Boğaziçi’nde ODTÜ’de okuyanlar gördüm. Belki muhteşem bir üniversite hayatınız olur ama ömrünüzün geri kalanında yaptığınız tek güzel şey o günleri anmak olur. Benim üniversite hayatım, çevrem harika değil; okuduğum üniversite de Türkiye’nin en iyisi değil ya da okuduğum bölüm mezun olunca hemen iş bulabileceğim bir bölüm değil. Ama bunların hiçbirinin hiçbir önemi yok çünkü sevdiğim bölümde okuyorum ve olmak istediğim yerdeyim. 

+22 Benim için en doğrusunu ben biliyorum ve ben kesinlikle diyetisyen olmak için yaratılmışım.

Bu birçok kişiye kendini beğenmişçe gelebilir ama öyle. Beni en iyi tanıyan kişi yine benim ve kendim için en doğrusunu en iyisini yine ben biliyorum. Liseden mezun olduktan sonra üniversite tercih döneminde çevremdekiler ve ailem bana gıda mühendisliği yazdırmıştı. İstemeden de olsa o bölümü yazmıştım. Sonra ertesi gün tercih yaptığımız okula geri gidip gelmesi garanti olan birkaç yeri sildirmiştim. Çünkü o tercihin gelme ihtimali bana korku veriyordu. Bu sene Ege’de okurken gıda mühendisliğinden birkaç dersim vardı. Ve ben, o gıda derslerinden sonra gıda mühendisliği binasından çıkarken her seferinde içimden yarabbi şükür o bölümü tercih listemden çıkardım diye bağırdım, çok şükür diyetetik okuyorum dedim. Hala da iyi ki burnumun dikine dikip yazmamışım diyorum, çünkü kesinlikle benim için doğru bölüm değildi. Bu arada bahsettiğim o tercih döneminde kazandığım bölümden memnun kalmayıp bıraktım, sınava tekrar hazırlandım. (Okul bırakma hikayem burada var) Ama bunun hiçbir önemi yok çünkü o zaman da gitmek istediğim bölüme gittim, deneyimledim o bölümün bana uygun olmadığını gördüm. Ağlaya sızlaya bir sene geçirdim ama okumam gereken bölüme de o sene karar verdim. Belki ben o seneyi okumasam o şehirde o spor salonuna gitmesem diyetetik okumaya karar vermezdim. (Öncesinde halam bana sürekli diyetisyen ol deyip dururdu, amaaaan napcem diyetisyen olup yeaa derdim. Halacım; öpüyorum!)

Benim 22 yaşım böyle geçti. Gerçekten acısıyla tatlısıyla güzel bir yaş oldu. Darısı 23’e!

Not: Burada yazdıklarımdan herhangi birini siz de yaşadıysanız, içinizi dökmek isterseniz blogun en üstündeki iletişim sayfasından anonim olarak mesaj atabilir içinizi dökebilirsiniz. Ama gerçek mail adresinizi yazmazsanız size cevap yazamayacağımı unutmayın.

Hepinizi çok öpüyorum, sevgiler!

 

Son olarak bir notum daha var;

Beni gerçek hayatta tanıyorsanız ve bana burada yazdıklarım hakkında bir şey söyleyecekseniz ya da burada yazdığım herhangi bir maddeden dolayı beni herhangi bir şekilde eleştirecekseniz; lütfen bu düşüncelerinizi ve fikirlerinizi kendinize saklayın.

11 okuyucu bu yazıyı sevmiiiş!

Eklemek istediğiniz bir şeyler mi var? Bir yorum yazın!