Fotoğraflarla Bahar’ 17

Merhaba!! Bu dönem, geçtiğimiz dönemlere göre daha farklı aktivitelere katıldığım, kendimle ilgili bazı şeylerin farkına vardığım, birçok insanla tanışıp sohbet ettiğim güzel bir dönem oldu. Bu süreçte etkinliklerde en az 1 fotoğraf çekip bir foto-günlük oluşturmaya çalıştım. Güzel anılarla dolu fotoğraflar biriktirdim ve bu yazıyla onları bir araya getirdim 🙂

Bu dönemin en büyük güzelliklerinden biri kendi kahvemi kendim demlemeyi öğrenmem oldu. Geçen dönem İzmir Kahve Festivali‘nde tanıştığım single origin kahvelerle kahvenin farklı aromalarını keşfettim ve kahveyi daha sevdim. French Press’im ve kahvelerimden Kış Favorileri yazısında bahsetmiştim.

Bu dönem, hayatımda en çok film izlediğim dönem oldu! Toplam sayısını bilmiyorum bile! Birkaç tane film önerisi yazısı yazmıştım. Önce insanda kaçıp gitme isteği uyandıran filmlerle bir Film Önerileri yazısı yazdım. Sonra da dizilerden sıkılıp kendimi filmlere verdiğim hafta izlediğim tüm filmleri kısa kısa yorumladığım bir yazı yazmıştım, o da burada.

Kuzenim Meltem, bu dönem İzmir’e taşındı. Geldiği ilk hafta, geçen dönem sürekli gittiğim More Coffee & Tea‘ye götürdüm onu. Nutella cheesecake ve oreo cheesecake denedik. Bu dönem o kadar çok cheesecake yedimki anlatamam! İkimiz de kahve içmeyi çok seviyoruz, bu dönem birçok kahveciye uğradık 🙂

31 Mart’ta La Vie Nouvelle‘de gerçekleşen İzmir Çikolata Festivali‘ne katıldık. Bir sürü tatlı yedik, çikolata temperleme workshop’una katıldık.

Neredeyse bir buçuk yıldır postcrossing yapıyorum, biliyorsunuz. Facebook Postcrossing Türkiye grubundan yaklaşık 10 üyeyle 1 Nisan’da Konak Pier‘de Postcrossing Meet-up yaptık. Biiir sürü kart imzaladık.

Referandumda oy kullanmak için Isparta’ya gitmem gerekmişti. Ayrıca seçimden bir gün önce de direksiyon sınavım vardı. Birkaç gün erken gidip direksiyon dersleri aldım. Bu ve alttaki fotoğraf, babaannemin bahçesinden 🙂

Bahar ne güzel, değil mi?

Direksiyon sınavım çok komikti. O kadar ders aldım, hiçbirinde arabayı çalıştırırken sorun yaşamadım ya da arabayı durdurmamıştım (aka istop ettirmek). Sınavdan önceki gün deneme turunda iki üç defa hata yaptım ve istop ettirdim. (LOL) Ve daha önce de bir defa sınava girip parkta kalmıştım. Tekrar ders alıp sınava girmekle uğraşmak istemiyordum. Kendi kendimi strese soktum öyle. Önce annem girdi sınava, sonra aynı araçta ben girdim. Annemle aynı anda başlayan bir adam arabayı çalıştıramadığı için sınavdan kaldı. Öyle olunca iyice stres oldum. Sınavdan önce aşırı heyecanlıydım ama sınavda aşırı sakindim. Hoca bile şaşırdı! Derslerde kullandığımdan daha sakin ve daha kontrollü kullandım. Vee geçtim. Sınavdan sonra akşamüzeri kardeşimle çocuk parkına gidip birkaç saat oynadık. (Ben 22yim, o 14. Ama çok eğlendik) Sonrasında da Zafer gazoz içtik 🙂

Isparta’ya döndük, sabah oyumuzu kullandıktan sonra pikniğe  ve Sagalassos‘a gittik. Hayatımda yaptığım en güzel kahvaltılardan biriydi. Ayrıca ailecek geçirdiğimiz en güzel günlerden biriydi.

Önce Burdur-Isparta sınırında bir yerde durup kahvaltı yaptık. Bir sürü keçi vardı. Her yere yayıldılar. Birkaç tanesini de bizim yanımızda otluyordu. Çoban çağırınca geri döndüler. Bir tanesi arabamızdan biraz ileride duran içi kabuklu badem dolu poşete dadandı. Önce içindekileri yemeye çalışırken dişleriyle poşeti yırttı, birazını tükürdü. Sonra bademlere ulaşıp kabuklu kabuklu çiğnemeye çalıştı. Çiğnedi çiğnedi sonra babam yanına gidince bademi tükürüp gitti. Poşeti parça parça etmiş. Çok gülmüştük keçinin haline 🙂 Ayrıca keçiler sürekli hapşuruyordu ama hapşururken gaz çıkarır gibi ses çıkarıyorlardı. Bizi baya güldürdüler o gün.

Piknik yaptığımız yerde kardeşimle dolaştık. Su birikintilerinde bir sürü karaltı olması dikkatimizi çekmişti. Yaklaşıp bakınca hepsinin minik minik larvalar olduğunu gördük.

Piknik’ten sonra Burdur’un Ağlasun İlçesi’ndeki Sagalassos Antik Kenti‘ne gittik. Dağın başında, öyle bir yerde taşlarla orayı nasıl kurmuşlar hayret ettik. İşlemeler muhteşemdi, yollardaki taşlar yüzyıllar geçmesine rağmen hala düzgündü.

Sagalassos dağın başında olduğu için acayip soğuk bir yerdi. Şansımıza hava da kapalıydı. Resmen donduk. 4 kişiydik ve yalnızca 2 battaniyemiz 1 şalımız vardı. İlk başta ben üşümediğim için sadece ceketle gezdim. Ama amfi tiyatro iyice dağın tepesinde olunca hava acayip soğudu ben de battaniyeye sarındım. Fotoğraftakiler soldan sağa annem-babam-kardeşim. Kardeşimle babam da battaniyeler var 😀

Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamında üniversite kampüsündeki anaokuluyla bir etkinlik yaptık. Çocuklarla sağlıklı ve sağlıksız besinler hakkında konuştuk, oyun oynadık ve meyveli boyama yaptık.

Meltem’le Optimum’a gidip Bisquitte‘de yemek yemiştik. Yediğimiz en dolu dolu tabaktı! Ayrıca limonata şişeleri çok hoştu 🙂

İlk defa froyo yedim! Uzun zamandır aklımdaydı. Kuzenimle İzmir Optimum’a gittiğimizde YOMUMU‘da yedik. Ananas, mango ve rafaello’lu aldım. Ananasla ve mangoyla harika oldu <3

Meltem’le buluştuğumuzda hep yiyecek değişik bir şey arayışında oluyoruz. İkimiz de aslında beslenmemize dikkat ederiz, ama canımız isterse kendimizi kısıtlamıyoruz. 31 Mayıs’ta gecenin bir vakti KüçükPark Bisquitte’te nacho yemiş olabiliriz mesela!

Bu dönem yaptığım en eğlenceli şeylerden biri Halk Dansları dersi almam oldu! Mesleki olmayan seçmeli derslerden biriydi. Farklı oyunlar öğrenirim, eğlenceli olur diye düşünüp almıştım. İyiki almışım. Çok eğlendik. Hocamız da çok iyiydi. Arada videoları açıp gülerek izliyorum. (Videodan ekran görüntüsü aldığım için kalitesiz duruyor) Hocanın çek koş koş koş koooş çek koş koş koş koooş deyişini hatırladıkça gülümsüyorum. Koordinasyonu aşırı derecede zayıf olan ve hiçbir dans etkinliğine katılmamış bir insan olduğum için, güzel bir deneyim oldu.

İzmir Organik Yaşam Festivali‘ne katıldım ilk gününde. Çimlerde oturdum kitap okudum, keçi sütünden Maraş dondurması yedim (yediğim en güzel dondurmaydı), Poka Coffee’den cold brew içtim. AKUT, enerji ve meditasyon, organik ve doğal gıdalar hakkında söyleşilere katıldım.

İzmir’e geldiğimden beri doğa yürüyüşlerine katılmak istiyordum ama katılabileceğim bir etkinlik bulamamıştım. Pinquitte’in teklifiyle İZGEDAK’ın Su Uçuran Şelalesi doğa yürüyüşüne katıldık. Çok güzel bir gündü, birçok kişiyle tanıştım, ısınmak için ateş yakıp sohbet ettik.

Bu dönem Pi Gençlik Derneği‘ne gönüllü oldum. Aldığım en doğru kararlardan biriydi. Henüz bir değişime katılmadım ve etkinliklerde pek görev alamadım ama yapabileceğimi bilmek bile benim için yeterli 🙂 Dernek, farklı insanlarla tanışıp sohbet etmek harika bir yer. Herkes çok iyi ve ben hayatımda ilk defa bulunduğum bir ortamda kendimi ideoloji olarak farklı hissetmedim. Bu muhteşem bir duygu. Orada bulunma amacımız ortak! 🙂

Bu dönem hayatımın en büyük aydınlanmalarından birini yaşadım diyebilirim. Hatta bu konuda bir yazı yazmayı falan da düşünüyorum. Ben pek arkadaşı olmayan sürekli çıkıp gezmeyen bir insanım. Yalnızlığı ve odamda takılmayı çok sevsem de bu süre uzayınca kafayı yiyecek düzeye gelebiliyorum. Dışarı çıktığım günler oldukça iyi olduğumu fark ettiğim için bir gün canım sıkılınca kitabımı defterimi alıp Starbucks’a gittim. Kendi başıma oturup kahve içip kitap okusam da pek kimseyle konuşmasam da dışarı çıkmış olmak çok iyi geldi. Ondan sonra da dönemin geri kalanında ders çalışmaya kitap okumaya hep Starbucks’a gittim. Yurda çok yakın bir yere açılmış olması benim iin mükemmel oldu. Artık patlayacak gibi olduğumda ilk yaptığım şey kendimi dışarı atmak oluyor. 🙂

Benim için bahar dönemi böyle geçti. Şuan tatildeyim, bol bol fotoğraf çekip instagramda hikayelerimde paylaşıyorum. (@essiereading ve @smektepli hesaplarımdan takip edebilirsiniz. İlki blog, ikincisi ise kişisel hesabım)

Gezi yazıları yazacağım mutlaka. Ayrıca size bir sürprizim de var. Acayip heyecanlıyım, söylemek istiyorum ama sabredeceğim 😛

Şimdilik bu kadar! Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşçakalın!

10 okuyucu bu yazıyı sevmiiiş!

6 Comment

  1. uzun zamandır takipteyim, yazılarınızı okuyorum. Gerçekten de dolu dolu bir dönem geçirmişsiniz 🙂 Sizin adınıza sevindim, umarım daha güzel günlerinizi de okuma şansına erişiriz..

    1. Merhaba Tata! Çok teşekkür ederim güzel dileklerin için 🙂

  2. biz de bir şeyler yapıyoruz zannediyorduk.

    1. Ah, estagfurullah 🙈

  3. Dışarı da olmayı çok sevsem de ev işleri ve çocuklarla ilgilenmem gerektiği için her zaman fırsat bulamıyorum. Ama ben de fırsat bulduğumda hiç yapamazsam çocuklarımı kütüphaneye veya açık alana götürüyorum. Hem onlar mutlu oluyor hem de ben. Büyük oğlumun en sevdiği şeylerden biri de günü üzerinde “Superman” yazan bardaktan sıcak kakao içerek Starbucks’ta sonlandırmak. :))

    1. Süpermiş 🙂 Kütüphaneye gitme alışkanlığım pek yok, daha yakın ve mekan olarak daha hoş olduğu için tercihim genelde Starbucks ya da Caribou oluyor. Yapacak hiçbir şeyim olmasa bile kulaklığım, kitabım ve telefonumla gidip oturup kahve içerek vakit geçirmeyi seviyorum. 🙂

Eklemek istediğiniz bir şeyler mi var? Bir yorum yazın!