Adı Mutluluk

‘Kendini Geliştirmek’ Adına

Bazen gelen maillerde ‘kendini nasıl geliştirdin’ diyesoranlar oluyor. Defalarca aldım bu soruyu, her seferinde şaşırıyorum. ‘Kendimi mi geliştirmişim?’ diyorum, hatta bazen bir gülme geliyor. Sonra anlıyorum,fark ediyorum ki; blog yazmam, fotoğrafla ilgilenmem, beslenme ile ilgili okuyup araştırmam, mektuplaşmam, kartpostal koleksiyonu yapmam, ağırlıkçalışmam, yoga yapmam, minimalizm ile ilgilenmem, vaktimi değerlendirmeye özen göstermem gibi şeylerden etkileniyorlar. Bloga baktıkları zaman, farklı alanlarda yazılar gördükçe böyle düşünüyorlar. Ben de bunu her fark edişimde,şunu da fark ediyorum; bundan – çok değil 3 sene önce –  bunların hiçbiri yoktu!! Gerçekten, hiçbiri yoktu! (Eski bloğum, az biraz minimalizm bilgim ve çok minimal yoga deneyimim vardı ama hiçbirini gerçekten kavramış değildim yani vardı ama idareten vardı, tam –farkında- değildim) Yaşadığım tecrübeler, okuduğum kitaplar/yazılar, gittiğim yerler, tanıştığım insanlar hep biraz biraz bir şeyler katmış bana ya da bir şeyleri görmemi sağlamış. Sonra ben bu şeylerden fark ettiklerimi ilgimi çekenleri sevdiklerimi kapmışım, kendimde birleştirmişim,ben olmuşum! Bunu daha iyi nasıl tasvir edebilirim bilmiyorum, o yüzden beni geliştirdiğini düşündüğüm özelliklerim hayatıma nasıl girdi onları anlatacağım size.

Kişisel gelişim kitaplarını ben biraz fasa fiso buluyorum o yüzden kitap önerisi yapmayacağım. Bence kişisel gelişim öyle bir şey değil. Ben kendimi legodan yapılmış bir kule gibi düşünüyorum. Gittiğim her yerde konuştuğum her insandan okuduğum her kitaptan aldığım şeyleri bir lego parçası gibi düşünüp o parçaları kuleme ekleyerek devam ettiğimi hayal ediyorum.

Dil Öğrenmek ve Geliştirmek için 10 Taktik adlı yazımdan //

Yogaya youtube’da egzersiz videosu aratırken önerilerde şans eseri gördüğüm ‘Tara Stiles 5 minute yoga’ videosu ile başlamıştım mesela. Üzerinden 6 sene geçmiş. O kadar sevmişim ki hala devam ediyorum. Onun hikayesini burada anlatmıştım: Yogaya Nasıl Başladım?


Benim blog yazmaya başlamam bile tesadüfi gelişti. Televizyonda bir filme denk gelmiştim, ismini bir yere yazdım. Boş vaktimde internetten izledim. Filmde bir kadın, kendine bir hedef koyuyordu; tam bir sene boyunca Julia Child’ın yemek kitabındaki tarifleri deneyip bloğunda paylaşacaktı. Blogspot uzantılı bir blog açıp orada deneyimlerini paylaşmaya başlamıştı. Ondan önce blogger.com’u da blogspot domainlerini de hiç görmemiştim, bilmiyordum. O zaman 11. Sınıfın yaz tatilindeydim, masamdan sarı bir post-it alıp ‘blogspot blog aç!’ yazıp panoma yapıştırdım ve 12. Sınıfta üniversite sınavına girdikten sonra ilk bloğumu açmıştım. Yaklaşık 4 sene orada dönem dönem yazılar yazdım, sonra da wordpress’e geçip bu blog açtım. Yaklaşık 3 senedir de düzenli olarak burada yazıyorum. (Bahsettiğim filmin adı Julie & Julia)

Blogger.com subdomainli bloğumda değiştirmek istediğim birkaç şeyi araştırırken HTML ve CSS’i keşfetmiştim. Birkaç şey öğrenip kurcalarken kod yazmayı sevdiğimi fark etmiştim mesela. Diyetetik okuyorum, kod yazmak ne alaka yani değil mi? Ama seviyorum, gerçekten ilgim var. Geçen kış, udemy’den web tasarımı ile ilgili kurslar aldık kardeşimle. HTML & CSS ve Javascript aldım ben. Kardeşim de oyun geliştirme ile ilgili kurslar aldı. 25 tl idi bir kurs. O şimdi lisede, vakti oldukça çalışıyor. Benim önceliklerim farklı olduğu için henüz başlamadım. Mezun olduktan sonra girişeceğim kod işine.


Originn Coworking Space’ten

Instagramda dolaşırken Originn Co-working Space’i keşfetmiştim. Fikri, tasarımı, etkinlikleri hoşuma gidince takip ettim. Bir ay kadar sonra bir etkinlik gördüm; Dijital Mutfak Reklam Ajansı sosyal medya eğitimi düzenliyordu. Barselona tatili dönüşü gitmeyi düşünüyordum. Hatta eğitimin parasını ayırdım giderken. Barselona’da kameram çalınınca, para biriktirmem gerekti ve eğitime gitmedim. Bundan bir buçuk ay kadar sonra bir gece durduk yere; bir blogger olarak sosyal medyayı daha iyi öğrenmem gerektiğine karar verdim, google’da arama yaparken dijital mutfak instagram hesabından bir gönderiyi gördüm; sosyal medya stajyeri arıyorlarmış. 5 Ocakta paylaşmışlar, o sırada da mayıs ayındayız. 5 ay geçmiş üstünden. Üstelik finallere iki hafta falan kalmış, sonra iki hafta da finaller var tabii -gidemem, ondan bir hafta sonra da bayram var yani vaktim yok aslında. Ama yine de mail attım. Kendimi tanıttım, ilanınızı gördüm ve mesaj atmak istedim ben şu şu şu sebeplerden dolayı sosyal medyayı öğrenmek istiyorum dedim. İki gün sonra mailime cevap geldi, numaramı verdim ertesi gün aradılar konuştuk, ertesi hafta pazartesi başladım. Vakit işini de şöyle halletik; vaktim oldukça gittim. Finaller döneminde gitmedim. Finaller sonrası bayrama kadar gittim. Zaman konusunda hiçbir kısıtlama getirmediler sağ olsunlar, çok rahattım her açıdan. Hatta o kadar sevdim ki bayram sonrası tekrar İzmir’e döndüm, kaldığım yurt kapanana kadar on gün kadar daha staja devam ettim. (Çünkü why not yani? Gitmesem Isparta’da kös kös oturacaktım evde) O kadar çok şey öğrendim ki. Girişimci iki kadının yanında olmak bambaşka şeyler kattı, sosyal medya ile ilgili bir sürü şey öğrendim, işin marka yüzünü ve ajans yüzünü de görmüş oldum. Ve hepsi tesadüfi gelişti, küçük fikirlerden küçük adımlardan ortaya çıktı. NOT: Bu arada yoga derslerimi ve ücretsiz meditasyon derslerini de Originn Coworking Space sayfasında görüp keşfetmiştim. Dersler orada oluyor. Şimdi o hesabı nasıl keşfettiğimi hatırladıkça gülüyorum. Birini stalklamak kadar saçma bir aktivite bana neler kazandırmış gördünüz mü 😛 (Birini instada stalklarken mekan etiketinde görüp bakmıştım Originn’e, ehehe)

O dönem yaptığım bu iki şey gerçekten beni çok geliştirdi; biri bu staj, diğeri de yoga derslerim. Hatta şöyle bir tesadüf daha var, hatırladıkça midemde kelebek uçuşturan; staj için beni aradıkları gün, konuşmadan 3 saat sonra ilk yoga dersime gitmiştim. Yani bu önemli iki olay benim için aynı gün başladı!!




Bu dönem de Dijital Mutfak stajımdan aldığım girişimcilik motivasyonuyla üniversitenin girişimcilik topluluğuna katıldım. Ben liseden beri üniversitede bir toplulukta aktif görev almayı çok istemiştim ama istediğim gibi bir topluluk bulamamıştım. Girişimcilik topluluğunun tanışma toplantısında Medya ve İletişim koordinatörlüğüne ismimi yazdırdım ve dönemin başından beri her Çarşamba günü toplantılara gidiyorum. Blog içi yazılar yazıyoruz, instagram hesabı için içerik oluşturuyoruz, hesap yönetimi üzerine tartışıyoruz. Gönderi hazırlayabilmemiz için bir arkadaşımız bize adobe photoshop ve biraz da illüstratör öğretmeye başladı. Hiç aklımda yokken bu vesileyle onları da öğrenmeye başlamış oldum. Bloguma da çok katkısı olacak şeyler öğreniyorum. Ayrıca daha önce staj yaptığım Dijital Mutfak’la beraber Ege Girişimcilik Topluluğu Medya ve İletişim Koordinatörlüğü olarak Sosyal Medya Yönetimi üzerine eğitim düzenliyoruz. Önceki hafta toplantı yaptık. Daha önce hiç katılmamıştım bir etkinliğin ya da eğitimin planlama sürecine. Hepsi bambaşka deneyimler benim için. Toplantıdan sonra gerçekten çok mutluydum, hem dijital mutfakta kısa süreli de olsa staj yapmanın bana ne kadar çok şey kattığını ve ne kadar güzel insanlarla tanıştırdığını görmüş oldum hem de girişimcilik topluluğuna iyi ki katılmışım dedim. (daha önce de topluluklara katılmıştım amaya ilgimi çekmiyordu ya da gitmeye üşeniyordum. İstikrarlı bir şekilde katılıyorum EGT toplantılarına, benim için büyük başarı çünkü okul stajı + bitirme tezi +bitirme semineri nedeniyle bayağı yoğunum)


Mesleki olarak da şunu örnek verebilirim; üniversite ikinci sınıfta biyokimya hocamız ilk sunumunda beslenme üzerine bir kitap gösterip övmüştü. İnternetten aratınca kitabın ücretsiz pdf’ine ulaşmıştım. Sonra kitabı kurcalarken aynı kitabın klinik beslenme üzerine olan bir versiyonu olduğunu da gördüm ve onun da pdf’ini indirdim. O pdf’lere erişmek bende bambaşka bir boyut açtı. Ondan sonra devasa bir pdf arşivim oldu ve çok değerli kitaplarım var. Ayrıca interneti ve sosyal medyayı iyi kullandığım için bilgiye erişim konusunda hiç sıkıntı çekmiyorum. Beslenme ve diyetetik öğrencisi iseniz, internet ve sosyal medya kullanımı üzerine tavsiyelerim burada; Beslenme ve diyetetik öğrencilerine tavsiyeler. (Ben bizim bölüme yönelik yazdım ama, fizyoterapi tıp vb. diğer sağlık bölümlerinde okuyanlara da faydalı olacağına inanıyorum.


Böyle böyle hayatımın bir evresinde bir anında hayatıma dahil olmuş hepsi. Birikmiş birikmiş ben olmuşum, hala da birikiyor! ‘kendini nasıl geliştirdin’ diye soranlara cevap veremiyorum çünkü bunların neredeyse hepsi rasgele başıma gelen bir şeyler sonucu oluşmuş. Hani derler ya ararken bulunmaz ama aramadığın zaman karşına çıkar. Sanırım öyle olmuş benimkiler. Bu soruya verebileceğim tek bir cevap yok yani. Zaten ben kendimi kendini geliştirmiş bir insan olarak görmüyorum, kendini geliştirmeye önem veren (ve buna vakit ayıran) bir insan olarak görüyorum. İki kartpostal atıp bir kitap okudum bir downward facing dog yaptım diye kendini geliştirmiş insan olmam yani. 

Yazdığım örnekleri özetleyebilecek en iyi cümle sanırım şu; trust in the process! Yani ne yapıyorsun diye soranlara bu cevabı verebilirim; i trust in the process!

‘E tamam iyi hoş güzel diyorsun da, ben nereden başlayayım?’

Mesela; daha çok okuyun!

Romanlar okuyun, psikoloji okuyun, ekoloji okuyun, sanat okuyun, değişik hikayeler okuyun, okuyun da okuyun. 

Aydınlanma anınızı beklemeyin. Okuyun. Farklı farklı şeyler okuyun. Tek tipe veya tek yazara veya tek yayınevine sınırlamayın kendinizi. Size bir şey katmayacak basit dilli kitaplarla vakit harcamayın. Arada sırada isterseniz onları da okuyun ama onlarla kendinizi sınırlamayın. (Ben şahsen, o kitapları okumanın, bize herhangi bir şey kattığını düşünmüyorum). Okuduğunuz kitaplar size bir şeyler katsın, öğretsin, farklı bakış açıları kazandırsın, yaratıcılığınızı geliştirsin.

O kadar farklı yazarlar o kadar farklı yayınevleri var ki! Son alışverişimde 10 kitap almıştım, 7 farklı yayınevinden kitaplar var ve 5 tanesini daha önce duymamıştım bile. Eskiden yaptığım gibi sadece roman almadım bu sefer; psikoloji, ekoloji, minimalizm, 2. dünya savaşı gibi çeşitli konularda kitaplar aldım ve öğreneceğim farklı şeyler için gerçekten heyecanlıyım.

Staj yapın, işi deneyimleyerek öğrenin.

Farklı bir alana ilginiz varsa, merak ediyorsanız benim diyetisyenlik okuyup; dijital mutfakta sosyal medya ve metin yazarlığı üzerine staj yaptığım gibi staj yapabilirsiniz. Staj yapamıyorsanız da mail atın sorun, benim bu alana ilgim var, sizinle biraz konuşup fikrinizi almayı hikayenizi duymayı çok isterim deyin. Yaptığınız işlerden çok etkilendim gibi övgü dolu sözler yazın. Vakti olan biri muhakkak kabul edecektir.

Seminerler, söyleşiler, konferanslar vb etkinlikleri takip edin.

Artık birçok kafede, kahvecide bile böyle etkinlikler oluyor. Sivil Toplum Örgütleri, internet sayesinde belki de altın çağını yaşıyor. Mesela İzmir’de Pi Gençlik Derneği’nin İngilizce Konuşma Grupları var. Ben önceki sene orada gönüllü çalışıyordum, o zamanlar şöyleydi; o dönem derneğe gelen yabancı uyruklu gönüllü ile 5-6 Türk ofiste masa etrafına oturup belli konularda sohbet ediyorlardı. Şimdi ilanlarını gördüm, biraz daha geliştirmişler. Beginner Konuşma Grubu ve Advanced Konuşma Grubu olarak ayrılmış.

Onun dışında yine Originn’de eğitimler veren İletişim Atölyesi var. Diksiyon, hikaye anlatma vb. konularda aylık eğitimler veriliyor. Fujifilm’de fotoğrafçılık eğitimleri veriliyor. Philia Coffee’de yoga etkinlikleri, dans etkinlikleri ve söyleşiler oluyor. Roka Mutfak’ta sağlıklı beslenme atölyeleri oluyor. Aktif felsefenin birçok şehirde etkinlikleri var, çoğunlukla ücretsiz. Çeşitli konularda seminerleri de oluyor. İzmir Gençleri Dağcılık Kulübü neredeyse her hafta sonu bir yere gidiyor. O kadar çok etkinlik var ki! Evde oturmamak için bir sürü sebebimiz var aslında.

Verdiğim örneklere bakın; hepsi bambaşka alanlar! Fotoğrafçılık var, doğasporları var, beslenme var.. 

Geçen sene biz İzgedak’ın bir etkinliğine, trekking’egitmiştik. (yazısı burada) Akşamüzeri ateş yakıldı, çevresinde oturduk.Muhabbet o kadar güzeldi ki, farklı meslek dallarından bir sürü kişiyle tanışıp farklı hikayeler dinlemiştik. Çok hoşumuza gitmişti.

Evet belki eğitimlerin çoğu paralı! Ama mesela belediyelerin düzenlediği etkinlikler hep ücretsiz oluyor. Bornova Belediyesi gibi çalışan bir belediyeniz varsa sıkı takipte olun. Bornova Belediyesinin ücretsiz Baristalık ve Pastacılık kursları bile var, üstelik iş garantili. Onun dışında normalde ücretli etkinlik yapan yerlerde de ücretsiz etkinlikler olabiliyor.Etkinlikleri olan yerleri sıkı takip edin hatta bildirimleri açın. Bende Originn’in instagram hesabının bildirimleri açık mesela. Onun dışında Philia Coffee’de de bu sene güzel etkinlikler olacak gibi görünüyor, biraz uzak gelse de mekan çok güzel olduğu içi oraya da gitmeyi düşünüyorum. Artık en küçük şehirde bile böyle etkinlikler oluyor.

Öğrenci topluluklarına, oluşumlarına – birliklerine üye olun.

Sadece üye olmakla kalmayın. Aktif görev alın. Etkinliklerde görev almak hem farklı bir deneyim olur hem de mesleki çevreniz (networking) gelişmiş olur.

İnterneti iyi kullanın.

İnternet muazzam bir kaynak! KULLANIN! İlgilendiğiniz alanlarla ilgili çok iyi videolar yapan ya da o mesleği yapıp günlük yaşamını paylaşan bloggerlar youtuberlar muhakkak vardır. Onları takip edin. Görüşlerini twitterdan okuyun, merak ettiğiniz konularda fikirlerini sorun. Mesleğinizi yapan diğer kişileri bir araya getiren bir platform muhakkak vardır. (tasarımcılar için dribble gibi) Orayı sık sık inceleyin.

Farklı alanlardan insanlarla konuşun.

İlgilendiğiniz herhangi bir alan yada bağımsız bir alan olabilir. Benim bilgisayar mühendisliği okuyan mektup arkadaşlarım ve grafik tasarım okuyan blogger bir arkadaşım var. Hem bu alanlara ilgim olduğu için hem de blogger olduğum için bana çok faydaları dokundu. Blog üzerinden tanıştık ve çok iyi arkadaş olduk, onlardan çok şey öğrendim.


Senin de benzer deneyimlerin veya önerilerin varsa lütfen bizimle paylaş, çok mutlu oluruz. Sevgiler!


Not: Bu yolda ilginizi çekeceğini düşündüğüm bir yazım daha var; Hayattan Keyif Almak ve Huzurlu Yaşamak Adına.

8 okuyucu bu yazıyı sevmiiiş!

4 Yorum

  • Burak

    Şimdi yazıyı okurken geçen gün tanıştığım birinin bana hitaben kurduğu cümle geldi aklıma. “Çabalayan, yerinde durmayan insanlar bana da çalışma şevki veriyor.” dedi. Bu cümle sana da çok uyuyor Şeyma. O yüzden özenle hazırladığın yazılar için teşekkür ederim. 🙂 Kolay gelsin.

    • Şeyma Mektepli

      Aldığım en güzel yorumlardan biri bu Burak, çok teşekkür ederim.
      Ben de bir kitapta şöyle bir cümle okumuştum; ‘Tutku, tutkuyu çeker’ kendi içimizde bulduklarımız ve çevremizde gördüklerimiz birbirini destekliyor sanırım 🙂

Eklemek istediğiniz bir şeyler mi var? Bir yorum yazın!