10 Adımda Daha Sağlıklı Bir Cilt

Merhaba! Uzun yıllardır cilt problemleri yaşadığım için ister istemez cilt bakımı ve etkin içerikler hakkında birçok şey öğrendim. Sağlıklı beslenme ve egzersizin yanında en çok ilgilendiğim konulardan biri de cilt bakımı oldu. Bu süreçte öğrendiklerimi blogda da paylaşmak istedim. Cilt bakımımı nasıl yaptığımı, nelere dikkat ettiğimi ve etkin içerikleri nasıl kullandığımı paylaşacağım. Gelecek yazılar daha çok problemli-akneli- karma ciltlere yönelik olacak ama bunlardan önce herkese hitap edecek bir yazı yazmak istedim ve cildimin daha sağlıklı olması için en çok dikkat ettiğim şeyleri bir yazıda topladım! Şu an başlıklara bakarsanız ‘Öf bütün bloglardaki tipik şeyler 8 saat uyuyun, su için, sağlıklı beslenin vs vs’ diyebilirsiniz, normaldir. Ama inanın bana, sadece bunlardan bahsetmeyeceğim ve yazdıklarımı okuduktan sonra gerçekten neden bu kadar önemli olduklarını anlayacaksınız.

Öncelikle; Gece 11-4 arası bir güzel uyuyun, cildiniz yenilensin!

Muhtemelen birçok sağlık sitesinde birçok haberde bu başlığı gördünüz ve ‘Ay yine mi uyku?’ dediniz. Eskiden kaç saat uyuduğuma veya saat kaçta uyuduğuma hiç dikkat etmezdim. Uykunun önemini 2014 yılının bahar aylarında (yani üniversite sınavına hazırlandığım dönemde) cilt sorunlarım zirve yaptığında okuduğum bir yazıyla kavramıştım. Okuduğum yazılardan sonra denemekle bir şey kaybetmem diye düşünüp gece uykuma dikkat etmeye başlamıştım (cidden erkenden 11de uyuyordum genelde). Dermatologun verdiği kremlerin etkisini daha iyi gösterdiğini ve gerçekten cildimin daha kolay yenilendiğini fark etmiştim. O zamandan beri de elimden geldiğince erken uyumaya çalışıyorum.  Sebeplerini ise şimdi açıklayacağım;
Cildi ve vücuttaki tüm hücreleri yenileyen büyüme ( ya da gençlik) hormonu ve uyku hormonu olarak bilinen melatonin hormonu siz gece uyurken yani karanlıkta salgılanır. Akşam 10 gibi salgılanmaya başlarlar ve 11 ile 3 arası maksimum düzeyde salgılanırlar. Gözünüzün yani retinanızın ışığı algılaması bu hormonların salgısını azaltır veya tamamen engeller. Yani cildinizin yenilenmesine engel olur! Eğer gece lambası olmadan uyuyamıyorsanız ya da uyurken televizyonu açık bırakmak gibi alışkanlıklarınız varsa bunlardan kesinlikle kurtulun! Bu hormonlar sadece cildi değil tüm vücudu yenileyen hormonlar, yani sizi gençleştiren bir bakıma yaşlanmanızı önleyen hormonlar. (Ciddiyim, gençlik hormonu bu yahu!) Ayrıca melatonin hormonunun cilt kanserini önlediğini gösteren önemli araştırmalar var. (Bu benim için en önemli etken! Kanseri önlüyor diyorum, bilmem anlatabildim mi?) Özetle; cilt problemleriniz olsa da olmasa da bu hormonlar vücudunuz için çok önemli! Akşam kahve gibi kafein içeren içeceklerin tüketilmesi ve yine akşamları basit şeker içeren karbonhidratların (mesela çikolatalar ve meyveler, kan şekerini çabuk yükselten beyaz ekmek ve pirinç de bunlara dahil) tüketilmesi bu hormonların salgılanmasını azaltır.  Eğer gerçekten cildiniz kuruysa, sivilceliyse, lekeliyse veya artık yaşlanıyorsanız yani kırışıklıklar baş gösterdiyse gece uykunuza çok dikkat edin. Erkenden 11de tavuk gibi yatamam demeyin, hoşlandığınız beylerle/hanımlarla sabahlara kadar mesajlaşmayın, güzellik uykunuza önem verin! Ne kadar etkili olduğunu göreceksiniz! Az önce -yaşlanıyorsanız- dedim, evet yaş çok önemli bir etken. Melatonin salgısı ergenlik döneminde çok yüksektir, 20 yaşından sonra azalmaya başlar. Yani ergenlik sivilceleriyle boğuşan bir ergenseniz sivilcelerinizden kurtulmak için uykunuza dikkat ederek büyüme hormonu ve melatonin salgılarınızın nimetlerinden faydalanabilirsiniz. 20li yaşlarınıza gelmiş veya bu yaşları geçmişseniz kırışıklıkları önlemek veya lekelere çare bulmak istiyorsanız da azalmış büyüme hormonu ve melatonin salgılarınızı artırmak için güzellik uykunuza çok dikkat edin. Bu hormonların ve uykunun faydalarını anlat anlat bitmeyecek sanırım. Uykuya çok önem veren biriyim ve diğer insanlarında uykunun önemini kavramasını sağlamak istiyorum. Umarım yeterince açıklayıcı olmuştur 🙂

Yastık kılıfınızı sık sık değiştirin!

Bu başlık biraz garip gelebilir. Ama düşününce size de çok mantıklı gelecek. Şimdi şöyle oluyor; gece yaklaşık 7-8 saati uykuda geçiriyorsunuz. Ölü gibi yatıp uyumuyorsanız o yüzünüz o yastığa defalarca değiyor. Yüzünüz ile yastık arasında gidip gelen mikropları, bakterileri, yağı/kiri bir düşünün? Iyyyykkkk, değil mi? Bence de! Nevresiminizi ne kadar sık değiştiriyorsunuz bilemem ama özellikle sivilce gibi cilt sorunları yaşayan biriyseniz yastık kılıfınızı daha sık değiştirmeye başlayın. Hem zaten yastık kılıfı değiştirmek nevresim değiştirmek kadar zor değil insana hayatını sorgulatmıyor. 3 dakikanızı almaz! Ben haftada iki-üç kez değiştiriyorum. İki takım nevresimim varsa 4 tane yastık kılıfım var, sürekli değiştirebiliyorum. Yumuşak yani saten yastık kılıflarının diğer kılıflara göre cilde daha az zarar verdiğini ve daha iyi olduğunu okudum geçenlerde. Bu da aklımda, ama henüz denemedim.

Saçlarınızı ve ellerinizi yüzünüzden uzak tutmaya -çalışın!

Şu ‘Elleri ve saçları yüzden uzak tutma’ meselesi benim en büyük sorunlarımdan biri. Gün içinde fark etmeden elimi yanağıma dayıyorum, alnımı elliyorum, saçlarımda oynuyorum vs elimdeki kirler mikroplar yüzüme bulaşıyor. Üstelik sivilceleri, siyah noktaları ve beyaz bezelerini sürekli ellemek hatta sıktırıp kurtulmaya çalışmak gibi bir durum var. (Akne cilde sahip olanlar daha iyi anlayacaktır!) Son zamanlarda buna çok dikkat etmeye başladım. Derslerde sık sık dirseklerimi masaya koyup  çenemi ve yanaklarımı ellerimin arasına aldığımı fark etmemle başladı bu durum. Bunu o kadar çok yapıyordum ki yanaklarımdaki pütürlerin bir türlü geçmemesinin sebebi muhtemelen buydu. Akneli bir cildiniz varsa siz de buna benzer şeyler yapıyor olabilirsiniz. Gün boyu orayı burayı ellediğiniz elleriniz, etraftan kiri yağı toplayan üstüne bir de kendisi sürekli yağ üreten saçlarınız cilt problemlerinizin artmasına sebep oluyor olabilir. Bunun bilincinde olursanız, zamanla beyniniz sizi uyarmaya başlayacaktır. (Derste elimi yanağıma dayadığımda benimki ‘Şeyma çek kız o elini yanağından’ diyor mesela) Cilt temizliğine, beslenmenize ve uykunuza dikkat ettiğiniz gibi bu bulaşma faktörlerine de dikkat ettiğinizde cildinizin düzeldiğini göreceksiniz.

Duşta yüzünüze sabun, şampuan, duş jeli değirmeyin hatta suyla bile fazla temas ettirmeyin!

Şimdi şaşkınsınız; ‘SU MU?!’ diye düşünüyorsunuz, evet su. Cildine çok dikkat eden ve duşta kesinlikle yüzünü suyun altına sokmayan bloggerlar biliyorum ben 🙂 Öhöm öhöm! Şimdi şöyle oluyor; Sağlıklı bir cilt için en önemli etkenlerden biri pH! Lisede kimya dersi almışsınızdır; pH’ın bir asitlik-bazlık derecesi olduğunu bilirsiniz diye tahmin ediyorum. Cildin pH’ı 4-6 arasıdır ve ideal pH’ı 5.5‘tur. (Cildin farklı yerlerine farklı tabi) Bu pH dengesi bozulduğu zaman cildiniz kirlerle bakterilerle yeterince savaşamaz ve bir bakmışsınız sivilceleriniz siyah noktalarınız çıkmış. Cildin asitliğini korumak çok çok çok önemli. Yine lisede ya da ortaokulda aldığınız kimya derslerinden suyun pH’ının 7 civarı olduğunu, sabunun, şampuanın ve duş jellerinin bazik (Yani pH’ı 7’den yüksek) olduğunu biliyorsunuzdur. Tüm bu ürünler, cildinizin pH’ını bozacak, cildinizi zor duruma sokacaktır. Zaten herhangi bir şeyden hemen etkilenip sivilce çıkaran yağlanan bir cildiniz varsa bir de pH’ını bozup bakterilere akneye davetiye çıkarmayın. Cilde uygun pH’lı ürünler kullanın, sabun içeren ürünler kesinlikle kullanmayın ve saçınızı yıkarken şampuanın yüzünüze değmesine engel olun. Ayrıca duşta yüzünüzü mümkün olduğunca suyun altında tutmayın. (Temizlik için su önemli bir faktör, temizlemeyin demiyorum, suyun atlında fazla tutmayın diyorum. Zaten suyun altında çok tutarsanız, çıktığınızda cildinizin kuruyup gerildiğini fark edersiniz)

Eve geldiğinizde ve gece yatmadan önce cildinizi -hele makyaj varsa- muhakkak temizleyin.

Makyaj yapsanız da yapmasanız da gün boyu cildinizde birçok yağ ve kir toplanır. Ayrıca cildin kendi ürettiği sebum da ciltte birikir. Gözeneklerinizi tıkayan bu pis maddelerin akneye sebep olması ise sandığınızdan çok daha kolay olacaktır. Eve geldiğiniz zaman yüzünüzü mutlaka temizleyin. Gezdiniz ya da derse gidip geldiniz, artık evdesiniz; ten makyajınıza artık ihtiyacınız yok. 5 dakikanızı ayırın o makyajı bir temizleyin. Makyaj yapmadıysanız bile eve gittiğinizde basit bir miseller su ve bir pamukla cildinizdeki o kiri mutlaka temizleyin. Tüm gün evde otursanız bile cildinizde muhakkak sebum ve kir birikecektir. Ben şahsen dışarı çıkmadığım günlerde bile bir misellar suyla yüzümü siliyorum. Yatmadan önce de muhakkak cildinize uygun dermokozmetik temizleme ürünüyle yüzümü temizliyorum. (Her gün böyle temizlemek de doğru gelmiyor, evden çıkmadığım günler sadece misellar suyla temizlediğim de oluyor.) Alışkanlık haline getirdiğiniz zaman bir süre sonra üşenmeden yapacaksınız, merak etmeyin. Belki benim gibi seversiniz de 🙂 Ben resmen zevk alıyorum, maske yapmaktan cildimi temizleyip kremlemekten. Her zaman bu kadar zor gelmeyecek! Aşırı yorgun olduğunuzda bile beyniniz kalk şu makyajı temizle diyecek! 🙂

Makyaj markalarının ürünleri yerine dermokozmetik markalarının ürünlerini tercih edin.

Birçok kişi buna dikkat etmiyor, ama bence bu çok önemli. Markaların odak noktaları yani asıl çalışma alanları önemli çünkü araştırmalarının çoğunu o alanda yapıyorlar. Makyaj firmalarının odağı tabiki makyaj ürünleri, bazı markaların odağı hassas ciltler, bazılarınınki akneli ciltler, bazılarınınki de anti-aging yani yaşlanma karşıtı ürünler. Tabiki başka alanlarda da harika ürünleri olabilir, kesinlikle yok demiyorum. Şahsen makyaj firmalarının cilt bakım ürünleri çıkarmasına karşıyım ve onların ürünleri almamaya çalışıyorum. Bence herkes kendi işini yapsın! Bazen bir şans vereyim diye düşünüp alıyorum sonucu fiyasko oluyor. Bu konuda kesin konuşup şunu almayın bunu alın diyemem, demeyeceğim. Benim yaptıklarım size sadece bir referans; ben Nivea, L’oreal vb makyaj markalarının cilt bakım ürünlerini almıyorum ya da odağı hassas ciltler olan firmadan akneli cildim için temizleyici almıyorum. Daha önce bu bahsettiğim markaların ürünlerini de deneyimledim (Boş konuşmuyorum yani, ne kadar çok ürün denediğimi bu işe ne kadar çok para döktüğümü bilseniz ağzınız açık kalır) ve memnun kalmadım. Hiçbir etkilerini görmedim, tamamen para israfı oldular benim için. Üstelik benim sözümü dinlemeyip Nivea’dan temizleyici alan ve ertesi gün okula sivilceyle gelen arkadaşlarım oldu 🙂 Yıllardır bu markaların ürünlerini kullandığımı düşündükçe üzülüyorum, artık dermokozmetik markalarına yöneldim. Biliyorum pahalılar, haklısınız. Ama ucuzu da var! Ben eczaneden almıyorum, hep internetten aldım. Birçok online dermokozmetik sitesine üyeyim. İndirim maillerini takip edip, denk getirdikçe alıyorum. (Deli gibi indirim takip etmiyorum, sadece bir şeye ihtiyacım olduğunda bakıyorum 😀 ) Black Friday indiriminde 50tl’lik kremi 22tl’ye aldım mesela 🙂

Güneş koruma faktörlü kremler kullanın.

Güneş koruma faktörünün önemini kavradım ama benim için çok geç oldu. Bu konuda çok hassas bir cildim var. Yüzümde, kollarımda, gövdeme, bacaklarımda vs kısacası her yerimde güneş lekeleri var ve minnak da değiller ben buradayım diye bağıran lekeler. Özellikle kolumdaki lekeler dikkat etmediğim zaman iyice belirginleşiyorlar. O yüzden devamlı güneş kremi kullanıyorum. Telefonumdaki hava durumu uygulamasından UV indeksine bakıyorum, eğer orta veya yüksekse kesinlikle güneş kremi sürüyorum. 5 dakikalığına markete gidiyor olsam bile sürüyorum, kış aylarında olsam bile UV indeksine bakıp öyle çıkıyorum. Sizin cildiniz böyle olmayabilir, yıllardır hiç krem sürmemişsinizdir ama hiç lekeniz yoktur. Olabilir, ne güzel 🙂 Bence kullanın. Eğer çok gençseniz (20yaş altı) olabildiğince temiz içerikli kullanmaya çalışın. 50 ve 50+ faktör olan kremlerin aşırı kimyasal içerdiği ve 30 faktörlü kremlere göre korumada yalnızda %3’lük bir fark sağladığı söyleniyor. Ben bunu öğrendiğimden beri 30 faktörlü kullanıyorum. Güneş kremi kullanmanın, güneşin zararlı etkilerinden sizi koruyacağını unutmayın. Güneşin cildin yaşlanmasında da etkili olduğunu unutmayın. Yazın denize girip çıkınca kremi yeniden sürmeyi unutmayın. Ve uzun süre dışarıda olacaksanız kremi çantanızda taşıyın, 4-5 saatte bir yenilemeye çalışın. Güneş kremleri de fiyat olarak biraz pahalılar. Ben birçok marka denedim. Sebamed alerji yaptı, Vichy aşırı derecede siyah noktaya ve beyaz yağ bezelerine sebep oldu (Kesinlikle almayın diyeceğim bir şey varsa o da Vichy’nin güneş kremleridir), Pharmaceris genel olarak iyiydi akneli cildiniz varsa bir deneyin derim, Avene kullandım ondan memnun kalmıştım, bir de Roc kullandım o da iyiydi. Dermatologum Hamilton önerdi, bir de Yves Rocher’ın güneş kremi çok övüldü. Bu yaz bu ikisini deneyeceğim. Güneş kreminde en önemli özelliklerden biri non-komedojenik olması. Yani gözeneklerinizi tıkayacak içeriği olmaması. Akneyle, pütürlerle boğuşuyorsanız buna çok dikkat etmelisiniz.

Cildinizi nemlendirin ve bol su için.

Cildi nemlendirmek o kadar önemli ki! Nasıl anlatsam cidden bilmiyorum. Su içmek çok önemli diye her yerde bas bas bağırıyorlar. 30 gün boyunca günde 3 litre su içip cildindeki farklı fotoğraflayan bir editör olmuştu hatta. BEn de bunu kendimde gözlemledim; yeterince su içtiğim ve cildime iyi baktığım günler cildim gerçekten sağlıklı ve -canlı- görünüyor. Su içmeye gerçekten önem verin. En azından 1.5lt için. Kahve, çay gibi diüretikler içtiğiniz zaman vücudunuzun daha fazla su attığını unutmayın ve su alımınızı artırın. Lisede biyoloji dersinde vücutta bir besin yetersiz kaldığı zaman o besini önce hayati faaliyetleri devamı için en -gereksiz-  yerlerden çektiğini öğrenmişsinizdir. (aşırı açlıkta üreme hücrelerinin sindirilmesi gibi) Su konusunda da bu böyle. Vücut susuz kaldığı zaman ne yapacak? Hücrelerdeki mevcut sudan harcayacak. Bunun için de önce cildin üst tabakalarını tercih edecek ve cildiniz kuruyacaaaak! Yaniii ne yapıyoruz? Bol bol su içiyoruz! Kurumuş kabuk kabuk olmuş ciltle uğraşmıyoruz. Akneli cilde sahipseniz bence buna çoook dikkat edin, çünkü aynı anda hem cildin kuruması hem de sivilce çıkması çok sinir bozucu bir durum.
Ayrıca şuna değinmek istiyorum; yağlı ciltler için “cilt zaten yağlı, nemlendirici sürmeye gerek yok” düşüncesini ben saçma buluyorum. Sonuçta biri yağ, biri nem/su. İkisi kimyasal olarak farklı yapılar. Besleyici yağlar için bu söylediğinde mantıklı geliyor ama genel olarak yağlı cildin nemlendirmeye ihtiyacı yok düşüncesini yanlış buluyorum. Akneli cildiniz varsa cilt probleminize yönelik etken maddeler içeren ve -yağsız olan- nemlendiriciler kullanın. Dermokozmetik markaların çeşit çeşit kremleri var, inceleyip cildinize uygun olanı bulabilirsiniz. Dermatologunuza da sorun, yardımcı olacaktır. (Bazı dermatologlar, eczanelerle anlaşıp sadece orada satılan ürünler önerebiliyor. Her zaman güvenilir olmayabilirler. Yani özellikle bir eczaneden bahsettiyse bence şüphelenin. Ürünü bir araştırın, öyle karar verin).

Ürünlerinizin yenisini almak için bitmesini beklemeyin.

Bence bu da çok önemli. Eğer cildiniz problemli değilse, ne güzel böyle bir derdiniz yok. Ama eğer problemli cilde sahipseniz kreminizi süremediğiniz cildinizi temizleyemediğiniz birkaç gün bile cildinizin çıldırmasına sebep olabilir. Temizleyicinizi, kreminizi vs önemli bakım ürünlerinizi yenilemek için elinizdekinin bitmesini beklemeyin. Stoklayın da demiyorum, sadece yedekleyin. İndirimde denk gelirse alın. İşiniz çıkar, benim gibi üşenirsiniz bir şey olur gidip alamazsınız. Sonra çıkan sivilcelerle uğraşmak zorunda kalırsınız. Ben bu hatayı çok yaptığım için artık akıllandım. Ayrıca yurt ve ev arası gidip geldiğim için kullandığım önemli ürünleri iki odamda da bulunduruyorum. Geçen sene tatile eve gittiğimde evde nasıl olsa temizleyicim vardır diye düşünüp yurttakini götürmemiştim. Tahmin edebileceğiniz gibi evde yoktu, eve yakın bakım ürünleri marketi de yoktu. Cildimin en sivilceli dönemlerinden birini yaşamıştım o bir haftada. Üstelik iyileşmesi bir ay sürmüştü. Ayrıca yurtta da makyaj temizleyicisinden ya da misellar sudan iki tane bulunduruyorum, biri odamda biri banyoda duruyor.

Ürünlerinizi daima kolayca ulaşılabilir yerlerde bulundurun.

Cilt bakımındaki en büyük sorunlardan biri bence -üşengeçlik-. Hepimizin makyajı temizlemeye üşendiği geceler oluyor, normal. Ben buna ürünleri devamlı kolay erişilebilir yerde tutarak çözüm buldum. Şöyle oldu; az önce bahsettiğim gibi temizleyiciler hem odamda hem banyoda duruyor zaten. Ayrıca her gün sürmem ya da düzenli kullanmam gereken kremleri masamda tutuyorum. Pamuklarım ve temizleyicim de masada duruyor. Ders çalışırken, kitap okurken aklıma geldikçe alıp yüzümü silip kremliyorum. Bunu özellikle dizi izlerken yapıyorum. Eliniz boş nasıl olsa siz de dizi film izlerken yüzünüzü temizleyip, kremleyebilirsiniz. Masada ortalıkta tutmak istemiyorum diyorsanız da yakın bir çekmecede tutabilirsiniz. Ben ürünlerimin %80’ini yatağımın altındaki çekmecede tutuyorum, hem masadayken bile uzanıp alabiliyorum hem de temizleme/kremleme işini unuttuğumda bile yattığım yerden kalkmadan çekmeceden alıp kullanabiliyorum.

cilt bakımı aloe vera

Söylemek istediklerim şimdilik bu kadar! Aslında anlatmak istediğim çok şey var, o kadar yazı okuyup bilgi edindikten sonra benzer sorunları yaşayan insanlara bu bilgileri aktarma zorunluluğu hissediyorum. Cilt bakım rutinimi de paylaşacağım yakın zamanda. Bu aralar beslenmenin cilde etkilerini araştırıyorum. Yeni şeyler öğrenirsem onları da paylaşırım.

Sağlık ciddi bir konu. Eğer bu yazıda yazdığım bir şeyin yanlış olduğunu biliyorsanız ya da yanlış olduğunu düşünüyorsanız, lütfen bana yazın. Kaynağınızı da göndermeyi unutmayın. Eğer yanlış yazdığım bir şey varsa yazıyı güncellerim. İnsanları yanlış bilgilendirmek/yönlendirmek en son isteyeceğim şey.

Olabildiğince açıklayıcı yazmaya çalıştım. Bilgiyi birçok yerden alabilirsiniz ama bence önemli olan aklınıza yatması yani mantığını kavramanız. Yine de kendimi tam ifade edememiş gibi hissediyorum ama umarım faydalı olmuştur, umarım birilerine yardımcı olur bu yazı.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!

4 okuyucu bu yazıyı sevmiiiş!

2 Comment

  1. kurkmantolukedi says: Cevapla

    Çok yararlı bir yazı olmuş, teşekkürler! 🙂

Eklemek istediğiniz bir şeyler mi var? Bir yorum yazın!