Sevgili Günlük

Yurt dışına ‘yalnız başına’ taşınmak

Yurt dışına taşınmak, benim hem çocukluk hayalimdi hem de üniversiteden beri aklımda olan, istediğim bir şeydi. Ama yalnız, tek başıma taşınmak, nedense hep gözümü korkutmuştu ve garip şekilde beni bu adımı atmaktan geri tuttuğunu hissediyordum.

Bu yazıda bahsedeceğim genel konular:

  • yurt dışına taşınmadan önce kendime engel olarak gördüğüm ‘yurtdışına yalnız taşınma’ tereddütüm,
  • yurtdışında taşındıktan sonra yaşanan sosyal hayat ve arkadaş edinme zorlukları ile ilgili deneyimim,
  • taşınan veya taşınmayı planlayanlara sosyal hayata adaptasyon için nacizane önerilerim.

Yalnız taşınmak ve taşınmamak..

Çevrenizde, internette görmüşsünüzdür, yurt dışına taşınan birçok insan ya partneriyle beraber taşınıyor ya da zaten yurt dışında yaşıyor olan partnerinin yanına taşınıyor. Yalnız başına taşınanların sayısı, ailesiyle taşınanlarla karşılaştırınca oldukça az – en azından ben öyle görüyor(d)um (Bu durum tabii ki öğrenciler için geçerli değil).

Başka bir ülkeye taşınmak zaten zaten başlı başına oldukça zorlayıcı bir süreç, hem de birçok açıdan. Üstelik son yıllarda, çevremde ve Twitter’da takip ettiğim birçok insanın gittikleri ülkeye alışamayıp döndüğünü, hatta bazılarının depresyona girip gerçekten zor zamanlar geçirerek Türkiye’ye dönüş yaptığını, üstelik döndükten sonra da oldukça sorun yaşadığını görüyordum.

Ne kadar zorlandıklarını görmek, sık sık şikayet etmelerine tanık olmak ve sosyal açıdan ne kadar eksik hissettiklerini fark etmek de beni bu konuda tedirgin ediyordu.

O yüzden aklımda hep ileride olursa partnerimle beraber taşınırım, yalnız taşınmam gibi bir düşünce vardı. Bu açıkcası düşündüğüm bir şeydi, ama şimdi baktığım zaman aslında pek de bilinçli bir davranış olmadığını görüyorum. (Üstelik bu durum, kısmen de olsa, dating kararlarımı ve seçimlerimi de etkiliyordu)

Üstelik yurtdışına taşınmak için daha çok iş deneyimine ve daha iyi İngilizce’ye sahip olmam gerektiği gibi kısmen yersiz ve aslında gereksiz bir düşüncem de olduğu için, bu adımı atmaya hiç yeltenmemiştim. (O zaman bunu bilmiyordum tabii ki, bunu şimdiki bilgim ve deneyimimle söyleyebiliyorum sadece)

Tallinn’e taşınma hikayem: Kısa özet

İş teklifi almam ve Tallinn’e taşınmam, oldukça beklenmedik bir şekilde gerçekleşti. Böyle olunca, durup ‘ya yalnız başıma taşınabilir miyim ben?’ diye düşünmedim bile, acaba yapabilir miyim diye sorgulamadım. İş aramıyordum, iş değiştirmeyi düşünmüyordum bile. Nasıl olduğunu kısaca özetleyeyim:

Ocak 2022’de, biricik yavrum tavşanım Dory’nin ani ölümünden sonra, zor bir dönemden geçiyordum. Bir an, bunu atlatmakta ve kabullenmekte ne kadar zorlanacağımı düşünürken, bir süre Antalya’dan evden uzaklaşmanın iyi gelebileceğini hissettim. Vizesiz, Balkanlar’da bir yere gidip bir süre uzaktan çalışabilirim diye düşündüm.

Sonra da aklıma, uzun süredir Linkedin’e girip iş aramadığım geldi ve Linkedin’e girip bildirimlere baktım. En üstteki iki bildirimde, yeni iş ilanları bildirimleri vardı. İki bildirimde de aynı şirketin logosu görünüyordu ve şirketin logosunu tanıdığım için tıkladım, ilanı okudukça heyecanlandım ve ‘ben bu işi yaparım ya’ dedim. Üstelik sağlanan ek haklar kısmıda relokasyon desteği sağlandığı yazıyordu. O hafta sonu başvurumu hazırlayıp gönderdim ve tam 3 ay sonra Nisan 2022’de Tallinn’e taşındım.

Şimdi diyeceksiniz ki, ‘e yalnız başına taşınmaktan korkmadın mı?’. Şaşırtıcı derecede korkmadım, emin olamadığım ‘acaba?’ dediğim şeyler vardı, mesela Estonya’nın meşhur soğuğundan çekiniyordum, İngilizce konuşmaktan çekiniyordum, Estonyaca bilmeden yapabilir miydim emin değildim vs vs.

Ama artılarına eksilerine baktığımda, artılar çok daha ağır basıyordu. Zaten iş ilanını okuyunca o kadar heyecanlandım ki, anlatamam. Şansıma işe alımla ilgilenen kişi başvuruma ve maillere çok hızlı döndü, süreç hızlı ilerledi, her şey güzel geçince endişe verici şeylerle daha rahat başa çıkabildim.

Tallinn’e taşınalı neredeyse 2 sene olacak. Şimdi geriye dönüp bakıyorum da, yalnız başıma yurtdışına taşınmaktan korkmam çok yersizmiş. Korkulacak hiçbir şey yokmuş. Başıma gelen bütün zorlukların bir şekilde üstesinden geldim ya da sabrettim, şimdi gerçekten çok rahatım ve hayatımdam memnunum Tallinn’de ❤️ (Bunları az önce -18 derece soğukta, yüzüm uyuşmuş şekilde yürüyerek bir kafeye gelip oturduktan sonra yazıyorum)

Beklentileri yönetmek, karşılaşılabilecek olası zorluklar

Yıllardır yurtdışında yaşayan insanların paylaşımlarını sosyal medyada takip ettiğim için, insanların genel olarak hangi açılardan, neyden dolayı zorlandığı ile ilgili bir fikrim vardı.

Olası zorlukların farkında olmak ve bunların herhangi birinin ya da hepsinin benim de başıma gelebileceğini bilmek, daha hazırlıklı olmamı sağladı. Haliyle böyle hissettiğim durumlarda, durumu daha kolay kabullebildim ve süreci daha iyi yönetebildim.

Benim gördüğüm kadarıyla, yurtdışında taşınan Türklerin zorlandığı şeyler, genel olarak:

  • Yalnızlık – Arkadaş edinmekte, sosyal çevre oluşturmakta zorlanmak.
  • Aileden ve arkadaşlardan fiziksel olarak uzak olmak.
  • Bir topluluğa ait olmamak veya kendinden daha büyük bir şeyin parçası olduğunu hissetmemek.
  • Ülkenin düzenine sistemine ayak uydurmakta alışmakta zorlanmak.
  • Ülkenin iklimine alışmakta zorlanmak.
  • Evi, şehrini, ülkeni, Türk yemeklerini ve Türkçe konuşmayı özlemek.
  • İşten kaynaklı sorunlar.
  • Olası bir kötü durumda arkadaşlarının ve ailenin yanına hemen gidemeyecek olmak.
  • Vizenin işe bağlı olması, işten kovulma ve oturum iznini kaybetme riski.
  • Kalıcı oturum almada yaşanan zorluklar.
  • Olası ekonomik zorluklar.

Vs vs liste uzayıp gider. Benim en çok gördüğüm ve kendime de olmasını beklediğim, sosyal hayatla ilgili zorluklardı. Gittiğin yerde tanıdığın kimse yoksa, arkadaş edinme konusunda harika değilsen, hele bir de uzaktan çalışıyorsan, oldukça zor oluyor çevre edinmek. Zaten 25 yaşından sonra genel olarak arkadaş edinmek zorlaşıyor.

Arkadaş edinseniz, biriyle taşınıp beraber olsanız, iş arkadaşlarınızla iyi anlaşsanız BİLE, bir topluluğa ait hissetmediğiniz için kendinizi yalnız hissettiğiniz zamanlar olabiliyor.

Zorlandığım şeyler olmadı mı, tabii ki oldu. Hatta hiç beklemediğim şekilde zorlandığım ve sık sık şüpheye düştüğüm şeyler de oldu.

Sosyal çevre ve arkadaş edinmek, benim en çok zorlanacağımı düşündüğüm şeydi. Zaten Türkiye’de iken de çok fazla arkadaşı olan, herkesle çok kolay anlaşıp iletişim kurabilen ve kolay yaklaşılabilen bir insan asla değildim.

  • Üstelik yalnız taşınıyordum.
  • Estonya gibi bir kuzey ülkesine, insanların göreceli mesafeli ve ‘soğuk’ olduğu bir ülkeye taşınıyordum.
  • Taşındığım ülkeye, daha önce gitmemiştim, yerel dili bilmiyordum ve bu ülkede tanıdığım hiç kimse yoktu.

Daha önce Erasmus’a Berlin’e gittiğimde daha rahattım örneğin, daha önce Berlin’i ziyaret etmiştim, Almanca ile biraz da olsa tanışıktım ve orada yaşayan akrabalarım vardı.

Bütün bunlardan önce Estonya ile ilgili bildiğim tek şey digital nomad vizesi olduğu ve e-oturum sağladığı idi. Şehirler, yaşam vs hakkında hiçbir bilgim yoktu. Tanıdığım hiç kimse yoktu.

Önceliklerini iyi belirlemek

Estonya’ya taşındıktan sonra ise şaşırtıcı şekilde, sosyal hayat burada en az zorlandığım alanlardan biri oldu. Çünkü,

  • Sosyal çevre edinmekten zorlanabileceğimin farkında olarak geldim.
  • İlk başta, kendimi arkadaş edinmeye ve yeni insanlarla tanışmaya zorlamadım.
  • Kendime arkadaş edinmek için zaman tanıdım ve acele etmedim.

Yaptığım en doğru şeylerden biri, bunun için kendime zaman tanımak oldu. Sosyal çevrem zamanla gelişir, aceleye gerek yok, önce şehre ve yeni işime adapte olayım diye düşündüm.

İlk 6 ayımda, ağırlığımı istediğim gibi bir ev bulup yerleşmeye, şehri öğrenmeye ve işe alışmaya verdim. Bu süreçte yavaş yavaş facebook gruplarıyla ve bumble bff ile biriyle tanışıp buluşmaya da başladım. Ama tanıştığım birçok kişiyle yalnızca 1-2 defa buluştum ve pek devamı gelmedi. Bu yüzden, iş aracılığıyla tanıştığım insanlarla, aramı iyi tutmaya çaba gösterdim ve ara ara mesaj atıp iletişime geçtim, ofiste gördüğüm zaman gidip konuştum ya da gitmek istediğim aktivitelere davet ettim.

Yurt dışında nasıl arkadaş edinilir – enter

Yeni ülkede sosyal çevre edinmeye çalışırken, bunun için yapabileceğiniz en kolay şeylerden biri sizin gibi yeni taşınmış ve sizin gibi ‘yabancı’ insanlarla tanışıp arkadaş olmak olabilir.

Eğer şirketiniz oryantasyon haftası yapıyorsa, orada herkes kendini tanıtırken söylenenlere dikkat edip, ortak noktalarınız olan insanlarla tanışıp, vakit geçirmek için aktivitelere veya basitçe kahveye davet edebilirsiniz.

Benzer şekilde, taşındığınız üke veya şehir, yeni taşınan yabancılar için oryantasyon etkinlikleri ve dil eğitimleri düzenliyorsa, bunları da değerlendirebilirsiniz. (Bunu ben yapmadım hiç, ama burada tanıştığım başka bir Türk kadın bunu yaptığını ve onun için işe yaradığı söylemişti)

Çalışmaya başladığım ilk hafta, oryantasyon sürecinde tanıştığım Brezilyalı arkadaşlarımla çok iyi anlaştık. 3ü ile hala iletişimdeyiz, sık sık olmasa da görüşüyoruz ve bir tanesi yan komşum oldu. 3’ü de gerçekten güvendiğim, değer verdiğim ve sevdiğim insanlar.

Diğer expatlerin şikayetlerinin aksine, Estonyalı arkadaş edinmekte zorlanmadım.

  • İşte ekip arkadaşlarımla genel olarak aram iyiydi. Şirketteki insanların çoğu çok tatlı ve iyi niyetli insanlar.
  • Facebook’tan seyahat gruplarından ve bumble bff uygulamasından yeni insanlarla tanışabildim.
  • Aktivitelere yalnız gitmekten çekinmedim.
  • Evden çalışma hakkım olsa da, sık sık ofise gittim.

Kendini tanımak, sosyal alışkanlıklar ve davranışlar

Bu noktada, kendimi iyi tanımam ve neyi sevip neyi sevmediğimin farkında olmamın etkisi büyük oldu. Ben kalabalık, gürültülü ortamları sevmiyorum. Kalabalık gruplarla vakit geçirmeyi sevmiyorum (bunun istisnaları olabiliyor).

O yüzden, iyi anlaşabileceğimi düşündüğüm insanlara gidip ‘bir kahve içmek ister misin’ diye teklifte bulunup tanıştığım da oldu. Bu insanlarla arkadaş olmasam bile, özellikte işyerinden bu şekilde tanıştığım insanları daha iyi tanımak ve ofiste gördükçe konuşmak, benim için yeterli oldu.

Dürüst olmak gerekirse, çok daha fazlasını yapabilirdim ama kendimi pek ‘yalnız’ hissetmediğim için, aktif olarak arkadaş edinmek ve çevremi genişletmek için pek çabam olmadı. Kalabalıktan çok hoşlanmayan ve üç kişiyi aşan gruplarda neredeyse hiç konuşmayan biri olduğum için grup aktiviteleri bana (şimdilik) uymuyor. O yüzden genellikle birebir arkadaşlıklar ediniyorum ve bu şekilde vakit geçiriyorum. Bir dönem, sosyalleşmeye de itecek sporlara yöneldim, ama ne sporun kendisi ne de sosyal teşviki bana uymadı (bouldering), kendimi gereksiz yere zorlamadım ve bıraktım. Üstelik Tallinn’de yabancılar için arkadaş edinme ve tanışmak için birçok etkinlik yapılıyor (ben henüz katılmadım böyle bir etkinliğe ama var olduğunu bilmek benim için yeterli şu aşamada)

İlk geldiğim zaman, özellikle oryantasyon döneminde, buraya partneriyle taşınmış ya da burada yaşayan partnerinin yanına taşınmış olanlar neden taşındıklarını paylaşınca, ister istemez kendimle karşılaştırıyordum. Ama şimdi 1.5 sene burada yaşadıktan sonra, yine kendimi karşılaştırdığımda, aksine ben kendimle gurur duyuyorum.

Denediğim ve işime yarayan farklı bir şey ise dating oldu. Bumble’dan tanıştığım Estonyalı erkeklerden veya bir süredir burada yaşıyor olan yabancılardan, Estonya ve Tallinn ile ilgili çok şey öğrendim. (Dating için temel amacım bu değildi tabii, yan fayda oldu bu)

Aynı şekilde Bumble’ın arkadaş edinme uygulaması Bumble BFF’te de Estonyalı kadınlarla tanışıp arkadaş olmak, şehir hakkında bilgi edinmeme ve kolay adapte olmama yardımcı oldu.

Bumble BFF gibi arkadaş bulma uygulamalarında, insanların profillerinde ne aradıkları yazdığı için ve zaten uygulamadaki herkes arkadaş bulma derdinde olduğu için işi biraz daha kolaylaştırıyor.

Tallinn’de yalnız hissediyor muyum? Kısaca, hayır

Burada ‘yalnız’ olduğumu hissettiğim nadir zamanlar, genellikle özel günler ya da gitmek istediğim aktivitelere yoldaşım olmadığı zamanlar oluyor. Özel günleri çok kafaya takmıyorum, çünkü o özel gün geçip gittikten sonra bunu unutuyorum ve neyi sevdiğimi bildiğim için kendi başıma vakit geçirirken, en basit aktivitelerde bile sıkılmıyorum.

Aktivitelerde ise kendi başıma yapabileceğim bir şey ise yapıyorum, eğer davet edebileceğim birisi varsa şansımı deniyorum, yoksa da artık başka zamana diyorum.

Üstelik, bunun yurtdışında yaşamama özgü bir durum olmadığının farkındayım, Türkiye’de yaşarken de böyle hissettiğim sık sık oluyordu. Hatta Tallinn’de bu konuda daha rahatım, çünkü kendi başıma bir yerlere daha rahat gidebiliyorum ve genel olara kendimi yalnızken hiçliğin ortasında bile güvende hissediyorum. Bu yüzden of yalnızım, arkadaşım yok diye kendimi hırpalamıyorum.

Vakit çok, yapacak bir şey yok

İlk geldiğim aylarda, daha pek kimseyi tanımadığım için işten çıktıktan sonra kendimi elimde birçok boş vakitle ve ne yapacağımı bilemezken bulduğum zamanlar oluyordu. Türkiye’de evden çalıştığım için ve çoğu zaman çok geç saatlere kadar çalıştığım için, kendime vakit ayırabildiğim tekrar zaman hafta sonu oluyordu. Çok sevdiğim bir ev bulup kendi başıma eve çıktıktan sonra, evimi çok rahat bulduğum için, bu da zamanla ortadan kalktı.

Burada 5te çıkıp, 5dk yürüyerek eve geldiğim için; eve gel, dinlen, üstünü değiştir, akşam yemeği ye, kahve iç, dizi izle, ortalığı toparla vs yaptıktan sonra saat daha anca 7 oluyordu. Üstelik Tallinn’e nisan sonunda taşındığım için, gündüzlerin uzun olduğu yaz aylarında, havanın gece yarısına kadar aydınlık olması, bir sürü boş vaktim olduğunu hissettiriyordu ve ne yapacağımı pek bilmiyordum.

Sanırım ilk başta, yurtdışında taşınan birçok kişi bunu yaşıyor. Eğer taşındığınız yerde önceden tanıdığınız kimse yoksa, hemen şipşak arkadaş edinebilen bir insan değilseniz, bunu yaşamanız olası. (Ben şirkette başkalarında da bunu gördüm).

Benim bunun üstesinden gelmemi sağlayan aktiviteler: dışarı çıkıp farklı yerlere yürüyüşe giderek şehri keşfetmek, evin işlerini halletmek için küçük işler de olsa alışverişe gitmek, sosyal medyadan şehirdeki aktiviteleri takip etmek, ikinci el mağazalara gidip ıvır zıvır sevdiğim şeyleri toplamak, farklı kafelere gidip orada vakit geçirmek oldu. Şirket etkinliklerine de katılmak da faydalı oldu.

Tallinn’in sağladığı avantajlar da oldu tabii. Örneğin; Tallinn’de toplu taşıma çok rahat, en uzak yer 30dk sürüyor genellikle. Yazın günler çoook uzun, gece 2de sokağa çıkıyorsunuz ve hava gündüz gibi apaydınlık oluyor (şaka değil). Genel olarak oldukça güvenli bir yer. İşletmeler ve şehir yönetimi, sosyal medyayı aktif kullanıyor, facebook’u yaygın kullanıyorlar, bu sayede etkinlikleri öğrenebiliyorsunuz. Neredeyse herkes İngilizce konuşuyor, o yüzden tanımadığınız biriyle konuşurken tedirgin olmuyorsunuz. (Ben bunu Berlin’deyken çok sık yaşamıştım)

Özetle,

Benim, burada sosyal olarak göreceli rahat olmam, yalnızlık çekmemem ve beklentilerimi yönetebilmemi sağlayan birkaç faktör bunlar oldu.

  • Gelmeden önce, sosyal açıdan zorlanacağımı bilerek ve bunu kabullenerek geldim. Bunun sürpriz olmaması, zorluğunu azalttığı gibi mental olarak hazırlıklı gelmem süreci daha kolay atlatmamı sağladı.
  • İyi anlaşabileceğimi düşündüğüm insanlarla herhangi bir şekilde tanıştıktan sonra aramı iyi tutmaya gayret ettim ve onları daha iyi tanımak için aktif olarak çaba gösterdim.
  • Kendime zaman tanıdım ve arkadaş edinmek için acele etmedim.
  • Tallinn’e yalnız taşındığım için, yalnız hissettiğim anlarda kendime çok yüklenmemeye çalıştım ve bunun üzerine takılı kalmadım.
  • Taşındıktan sonra buraya alışmam için yapmam gereken şeyleri sırayla parça parça halletmeye çalıştım ve her şeyi bir anda başarmaya çalışmadım.

Son birkaç aydır yeni bir düzen deniyorum. Hafta içi bir akşam ve hafta sonu pazar günü bir arkadaşımla buluşmak, bir sosyal etkinliğe katılmak vb bir sosyal aktivitede bulunuyorum. Cumartesi gününü ise istediğim gibi yalnız başıma geçiriyorum.

Özellikle hafta sonları için, düzenli yapacağım bir şey olması, beni aşırı rahatlattı. Bunun faydasını ne kadar vurgulasam az. Cuma akşamı ‘eee napacağım ben bu hafta sonu’ diye düşünmüyorum, birisiyle yaptığım bir planım olmasa bile cumartesi ve pazar günü ne yapacağımı biliyorum.

Sevgiler,

15 okuyucu bu yazıyı sevmiiiş!

Eklemek istediğiniz bir şeyler mi var? Bir yorum yazın!